Aylık arşivler: Ocak 2012

SYSPREP (System Preperation) İşlemi [SID Regeneration]

Başka bir kurulum amaçlı yapılandırma seçeneği olan Sysprep işlemi ise işletim sistemine ait güvenlik ID’lerinin yani SID’lerin (Security Identifier) yok edilerek imajlama ve imaj dağıtımı gibi Noktalarda aynı uygulama alt yapısına ve eş ayarlara sahip ancak SID anlamında tamamen özgün işletim sistemlerinin yapılandırılabilmesini mümkün kılar. SID’ler basit bir açıklama ile bir ülkedeki vatandaşların sosyal güvenlik numaralarına ya da vatandaşlık numaralarına benzetilebilir. Vatandaşlık numarası aynı olan birden fazla kişinin bulunması resmi işlemlerde karışıklık yaratacağından bu numaraların herkese bireysel olarak dağıtılması yani eşsiz olmaları gerekir. SID Noktasında da durum aynen bu şekildedir. Aynı ağ içerisinde birden fazla aynı SID’lere sahip bilgisayarın bulunması da bu bilgisayarların birbirlerine erişimi ve bu bilgisayarların eş zamanlı olarak başka işletim sistemleri ile erişimini engeller. Network’te bilgisayar SID’lerinin eşsiz olması gerekir.

Ancak her bilgisayarın sıfırdan kurulumunu yapmak çok sayıda makinenin bulunduğu ortamlarda pratik olarak mümkün değildir. İşletim sisteminin kurulumunun yanı sıra işletim sistemi üzerine gerekli uygulamaların kurulumu, lisanslanması, bilgisayar için gerekli güncelleştirmelerin yapılması, gereken ayarların yapılandırılması gibi birçok ayar da kurulumun ardından kurumsal ölçekteki şirketlerde yapılması gereken bilgisayar kurulum adımlarındandır. Tüm bu gereksinimler ve hız için imajlama teknolojileri kullanılır.

İmajlama teknolojileri özetle, bir işletim sisteminin hard diskinin imajını bir dosya halinde merkezi bir sunucuya aktarmak ve bu sunucudan da çok sayıda makineye dağıtmak üzerine kuruludur. Network üzerinden kendini başlatabilen yani PXE özelliğine sahip Ethernet adaptörü olan bilgisayarlar bu tip bir yöntem için oldukça kolaylık sağlarlar.

İmaj alınma işlemi yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli adım SID’lerin imaja dâhil olmaması, imaj yüklenen her bilgisayarın ilk açılışında kendi SID’lerini üretmesidir. Bunu yapabilmek için işletim sistemindeki SID’leri Sysprep işlemi ile yok etmek (Release / Purge) gerekir. Aşağıda maddeler halinde Windows 7 işletim sistemi üzerinde nasıl Sysprep yapılabileceği anlatılmıştır.

Sysprep Windows 7 içerisinden doğrudan bulunan bir uygulamadır. Windows klasörünün altında System32 path’inde yer almaktadır. Bu lokasyonun ardından ulaşılıp grafik arayüzden kullanılabileceği gibi komut satırından da çalıştırılabilir. Başlat simgesi ve ardından arama bölmesine cmd yazarak komut satırına kolayca erişilebilir. (Şekil 2.24)


Şekil 2.24: Sysprep için Komut Satırına Erişim

Komut satırının açılmasının ardından Şekil 2.25’te de görüldüğü gibi öncelikle “cd” yani “change directory” komutu ile Sysprep uygulamasının bulunduğu yola gidilir. Ardından sysprep.exe uygulaması /oobe, /generalize ve /shutdown parametreleri ile çalıştırılır. Böylelikle işletim sistemi kurulumu ve gerekli ayarların yapılandırılmasından sonra standart bir Sysprep işlemi başlatılmış olur.


Şekil 2.25: Sysprep Komut Syntax’i

Sysprep işlemi ile işletim sisteminin ürettiği tüm SID’ler yok edilir. Böylelikle birbirinden bağımsız SID’lere sahip işletim sistemlerinin oluşturulabilmesi sağlanır. (Şekil 2.26)


Şekil 2.26: Sysprep İşlemi

Sysprep işlemi tamamlandıktan sonra makinenin davranışı kapanmak ya da yeniden başlamak olabilir. Eklenen parametreye göre ki önceki yapılandırmada olduğu gibi “shutdown” parametresi kullanılmışsa işletim sistemi kapatılır. İşte bu aşamada işletim sistemi açılarak açılış aşamasında çeşitli imaj uygulamalarının ara yüzlerine düşürülerek imajı, referans imaj olarak alınabilir. Ardından alınan bu imaj ağdaki bilgisayarlara dağıtıldıktan sonra bilgisayarlar açılıp işletim sistemi başlatılırken makineler tekrar yapılandırılır. (Şekil 2.27)


Şekil 2.27: İşletim Sisteminin Sysprep işleminin ardından tekrar yapılandırılması

İşletim siteminin Sysprep’ten açılması aşamasında Şekil 2.28’de görüldüğü gibi donanımlara ilişkin sürücüler tekrar yapılandırılır.


Şekil 2.28: Sysprep İşleminin Ardından Donanımların yapılandırılması

Sysprep’ten açılışın son aşamasında, SID’ler yeniden oluşturulduğu için “Bilgisayarınız ilk kullanım için hazırlanıyor” ibaresi ekranda görülür. (Şekil 2.29)


Şekil 2.29: İşletim Sisteminin Kullanıma Hazırlanması

Sysprep işleminin tamamlanmasının ardından yeniden kullanıcı hesabı oluşturma ve bilgisayara isim verme işlemi yapılır. (Şekil 2.29) bu işlem Sysprep için kullanılabilecek autounattent.xml isimli bir cevap dosyası ile otomatikleştirilebilir.


Şekil 2.29: Kullanıcı Ayarlarının Yapılandırılması

Sysprep işleminin ardından açılan işletim sistemi önceden yapılandırılan tüm uygulamalara ve ayarlara sahip ancak tamamen yeni kurulmuşa benzer bir yapıdadır. (Şekil 2.30)


Şekil 2.30: Sysprep ile Beraber Oluşturulan Yeni Kullanıcı Ekosistemi

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

Windows 7 İşletim Sistemi Kurulumu

Her ne kadar Windows 7 işletim sisteminin kurulum oldukça sağlam temellere dayanan, hataya fazla şans tanımayan ve kurulum adımları takip edildiğinde sağlıklı kurulum yapılma ihtimali yüksek olan bir senaryo olsa da bu yazı içerisinde Windows 7’nin temiz kurulum senaryosuna çeşitli detaylarıyla her seviyeden kullanıcıya hitap eden bir uslüpla değinmek istedim. Windows 7 İşletim Sisteminin kurulum adımlarını ve kurulum sırasındaki disk bölümleme, biçimlendirme (format) gibi işlemleri aşağıdaki yazıda inceleyebilirsiniz.

Temiz Kurulum (Clean Install)

Windows 7 işletim sisteminin temiz kurulumu, yeni alınmış bir bilgisayar üzerine ya da üzerinde veri taşıyan ancak işletim sisteminin her hangi bir tamir-düzeltme işlemine uğramadan en baştan kurulduğu senaryolar için geçerli bir senaryodur.

Windows 7 işletim sisteminin kurulumuna başlamadan önce kurulumun yapılacağı medya hazır bulundurulmalıdır. Windows 7 kurulumu genellikle DVD her hangi bir sıkıştırmaya uğramamış ya da paket – iso halinde bulunmayan flat dosya yapısı ile yapılır. Standart DVD’den kurulum seçeneğinin haricinde USB’den kurulum, ISO dosyasından kurulum ya da ilgili kurulum dosyalarının network üzerinde bir paylaşımda tutulduğu yöntemler de kullanılabilir. Bu yöntemlerin hangisi tercih edilmişse bilgisayarın BIOS’unda ilgili seçeneğin başlangıç için ilk sıraya alınması kurulumu mümkün kılacak ya da kolaylaştıracaktır.

Aşağıda maddeler halinde Windows 7 işletim sisteminin sıfırdan kurulumu anlatılmıştır.

Windows 7’nin kurulumu versiyon ya da medya fark etmeksizin, kurulum medyasındaki dosyaların Şekil 2.1’de olduğu gibi bilgisayarın hard diskine kısmen aktarılması ile başlar.


Şekil 2.1: Windows 7 Kurulumu için gerekli dosyaların bilgisayar diskine aktarımı

Bu aşamanın ardından Windows 7’nin kurulumu ekranda animasyon destekli bir şekilde Windows logosunun görüntülenmesi ile devam eder. Başlangıçtaki bu animasyon Windows 7’nin grafiksel ya da estetik açıdan sunduğu özelliklerin bir ön izlemesi olarak değerlendirilebilir. (Şekil 2.2)


Şekil 2.2: Windows 7 Kurulum Başlama Ekranı

İlgili kurulum dosyalarının diske aktarılması ile beraber kurulum için kullanılacak dil, zaman ve para birimi biçimi, klavye ya da girdi metotları gibi bölgesel ayarların seçimi ile kuruluma devam edilir. Next ya da ileri seçeneği ile ilerlenir. (Şekil 2.3)


Şekil 2.3: Windows 7 Kurulum Dili, Zaman, Para Birimi Formatı ve Klavye seçimi

Bölgesel ayarların seçimi ile seçilen kriterlere uygun işletim sisteminin yüklenmesi aşamasına geçilir. (Şekil 2.4) Bu aşamada “Install Now” seçeneği ile kuruluma başlanabileceği gibi kurulumdan önce nelerin bilinmesi gerektiğine dair bir açıklama incelenebilir ve bunun yanı sıra makinenin içerisinde daha önceden kurulu bir işletim sistemi varsa bu işletim sistemine ilişkin onarma seçenekleri ile devam edilebilir.
NOT: Onarma Seçenekleri (Repair Options) ilerleyen makalelerde ayrıca incelenecektir.


Şekil 2.4: Windows 7 Kurulum Başlatma Ara yüzü

“Install Now” seçeneği ile başlayan kurulum adımlarında öncelikle son kullanıcı lisans sözleşmesinin (EULA) onaylanarak kuruluma devam edilmesi gerekir. (Şekil 2.5)


Şekil 2.5: Windows 7 Ultimate Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi

Bilgisayarın içerisinde daha önceden kurulu daha eski sürüm bir işletim sistemi varsa ki bu işletim sisteminin Windows Vista olması gerekir, Upgrade – Yükseltme seçeneği ile Windows 7’ye geçiş yapılabilir. Ancak temiz bir kurulumda “Custom” seçeneği ile devam edilmelidir. (Şekil 2.6)


Şekil 2.6: Windows 7’nin Temiz Kurulum için Custom Seçeneği

Bir sonraki adımda işletim sisteminin kurulacağı fiziksel disk ve bölüm ayarlaması yapılır. (Şekil 2.7) Disk bölümlendirilebilir, formatlanabilir, gerekiyorsa disk kontrolörüne ilişkin sürücüler yüklenebilir ve kurulumun yapılacağı bölüm seçilebilir.


Şekil 2.7: İşletim Sisteminin Kurulacağı Disk’in Seçimi

Gelişmiş sürücü seçenekleri (Şekil 2.8) içerisinde fiziksel disk istenilen farklı büyüklükteki yeni bölümlere ayrılabilir.


Şekil 2.8: Yeni Disk Bölümü Oluşturmak

Disk üzerinde yeni bölüm oluşturulurken Windows 7 işletim sisteminde sistem dosyaları için genellikle 100mb büyüklüğünde özel bir alan ayrılacaktır. (Şekil 2.9) Bu alan “System Reserved” şeklinde isimlendirilir.


Şekil 2.9: Windows’un Sistem Dosyaları için Ayrı Bir Bölüm Yaratacağı Uyarısı

Yeni disk bölümleri oluşturulduğunda, Windows 7’nin kurulacağı dizin ve disk yapısı Şekil 2.10’dakine benzer bir şekilde görünecektir. Bu bölümden yine istenirse oluşturulan ya da daha önceden var olan disk alanları silinebilir ya da var olan boş alanlar kullanılarak genişletilebilir.


Şekil 2.10: Sistem Dosyaları ve Kurulum için Bölümlendirilen Disk Yapısı

Bu seçimlerin ardından Windows 7 işletim sisteminin kurulumuna sistem otomatik olarak devam eder. (Şekil 2.11) Özetle Windows 7 işletim sisteminin kurulumu temel bölgesel ayarların seçimi ve disk alanlarının isteğe bağlı ayarlanmasından oluşur. Buradan çıkartılabilecek sonuç Windows 7’nin kurulumunun oldukça kolay olduğudur. Son kullanıcı seviyesinde bile rahatlıkla işletim sistemi kurulumu gibi yönetimsel işlemler yapılabilir.


Şekil 2.11: Windows 7 Kurulum Aşamaları

Windows 7 kurulumu gerekli dosyaların kopyalanması, genişletilmesi, özeliklerin yüklenmesi, güncellemelerin yüklenmesi ve kurulumun tamamlanması aşamalarından oluşur. Şekil 2.12’de bu aşamalar görülmektedir.


Şekil 2.12. Windows 7 Kurulumunun Tamamlanması

Kurulumun tamamlanması ile beraber işletim sistemini kullanacak ve yönetici ayrıcalıklarına sahip bir kullanıcı hesabı yaratılması istenir. Bu kullanıcı hesabı isimlendirilir ve bilgisayara da isim verilir. (Şekil 2.13) Bilgisayara verilecek isim kullanıcı adına göre otomatik atanabileceği gibi farklı bir şekilde de verilebilir.


Şekil 2.13: Kullanıcı Oluşturma ve Bilgisayarı İsimlendirme İşlemleri

Tanımlanan kullanıcı hesabına bir şifre atanır. Atanan bu şifre oldukça esnek olup gerektiğinde Group Policy’lerle şifre kuralları katılaştırılabilir. İstenirse şifre verilmeden de kullanıcı hesabı tanımlanabilir ancak şifresiz bir kullanıcı hesabı Uzak Masaüstü, klasör paylaşımlarına erişim gibi bir takım önemli özelliklerden yoksun olacağı için kullanıcı hesabına şifre tanımlaması yapmak önemli bir noktadır.

Şekil 2.14: Oluşturulan Kullanıcı Hesabı için Password Tanımlamak

 25 haneden oluşan Windows ürün anahtarı girilerek Windows 7 aktive edilebilir. Ürün anahtarı giremeden de kurulum tamamlanabilir ancak bu şekilde Windows 7, bir ay kadar kullanımına izin verecek ardından sadece ürün anahtarı girilip aktivasyon yapıldığında kullanımına izin verecektir.
Şekil 2.15: Ürün Anahtarı Giriş Ara yüzü

İşletim sisteminin güvenliğini sağlayan en önemli unsur güncellemelerdir. Windows 7’nin kurulumu ile beraber temel ayarların arasında otomatik update seçeneklerinin yapılandırılması istenecektir. Bu ayarlar içerisinden en doğru olan ayar “Use Recommended Setting” seçeneği ile devam etmektir. (Şekil 2.16) Bu seçenekle beraber otomatik update’ler ayarlanacak kritik güvenlik update’leri ve diğer temel Windows ögelerine ilişkin update’ler etkinleştirilecektir. Update’ler yayınlandığında Windows 7 internet bağlantısı etkinken bu update’leri download edecek ve kuracaktır. Kurulumun ardından eğer yeniden başlatma işlemi gerekiyorsa bu işlem yapılacak ve Microsoft Outlook, Internet Explorer gibi açık olan uygulamalar yeniden başlatmanın ardından otomatik olarak açılacaktır.


Şekil 2.16: Otomatik Güncelleme Yapısının Belirlenmesi

Update’lerin ayarlanmasından sonra saat dilimi ve tarih-saat ayarlarının yapılması istenecektir. (Şekil 2.17) Bu bölüm kuruluma başlarken seçilen bölgesel ayarlar göz önünde bulundurularak otomatik olarak getirilir. Saat ayarı ise öncellikli olarak bilgisayarın BIOS’undan ardından internet bağlantısı etkinken Microsoft üzerinden otomatik olarak ayarlanır. Genellikle bu aşama kontrol niteliğinde olup her hangi bir yapılandırma gerektirmez.


Şekil 2.17: Tarih ve Saat Ayarlarının Yapılandırılması

Windows 7 kurulumun ardından eğer network kablosu takılı ise ya da kablosuz ağ adaptörü etkin ise networkü otomatik olarak algılayacak ve tespit edilen networke ilişkin firewall template’i yapılandırılmasını isteyecektir. (Şekil 2.18) Bu firewall template’i ile beraber bilgisayara erişim çeşitli kriterlere bağlanacaktır. Temel olarak bu template’ler Home, Work ve Public şeklinde ayrılmıştır.


Şekil 2.18: Firewall Template’leri için Lokasyon Seçimi

Şekil 2.19’da görüldüğü gibi seçilen firewall template’ine ya da başka bir değişle şablonuna ilişkin gerekli ayarlar yapılandırılır. Eğer firewall template’i Home yani Ev olarak belirlenmişse Work ve Pubic template’lerine göre daha esnek kurallar etkin olacaktır.


Şekil 2.19: Seçilen Lokasyonun Uygulanması

Ağ ayarlarının yapılandırmasının bir diğer aşaması olarak Windows 7 ile beraber gelen ve detayları daha sonra açıklanacak olan HomeGroup özelliğine ilişkin yapılandırma bu bölümde yapılır. (Şekil 2.20) HomeGroup adından da anlaşılabileceği gibi genellikle ev ortamında birden fazla bilgisayar arasında doküman, müzik, video, resim paylaşımı gibi çoklu çalışma imkânları sağlar. Windows 7 aynı ağdaki başka bir Windows 7 yapısında oluşturulmuş Homegroup’u doğrudan görür. Önceden oluşturulmuş Homegroup’a atanan şifre bu bilgisayar üzerinde de yazılarak seçilen kriterlere uygun veri paylaşımı yapılabilir.


Şekil 2.20: HomeGroup Yapılandırması

Tüm bu yapılandırmanın ardından Windows 7’nin kurulumu ve kurulum sonrası ayarları tamamlanır. (Şekil 2.21)


Şekil 2.21: Windows 7 Kurulum Sonrası Ayarlarının Tamamlanması

Windows 7 kurulumunun ardından ilk açılışta belirtilen kullanıcı hesabına ilişkin ayarlar yapılandırılır ve bu kullanıcı hesabı ile oturum açılır. (Şekil 2.22)

Şekil 2.22: Windows 7 Hoş Geldiniz Ekranı

Windows 7’ye oturum açıldığında Şekil 2.23’deki gibi bir masaüstü kullanıcıyı karşılar. Bu ekranda ilk bakışta göze çarpanlar önceki işletim sistemlerine göre görev çubuğunda meydana gelen değişim, arka plan ve ögelerin yerleşimleridir.


Şekil 2.23: Windows 7 Masaüstü

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

Windows 7 İşletim Sistemi Özellikleri ve Sürüm Karşılaştırması

Windows 7 ile Beraber Gelen Yeni Özellikler

Windows 7 ile beraber gelen özelliklerden bahsedersek, bu özellikler; çeşitli güvenlik geliştirmeleri, işletim sisteminin sistemdeki bilgisayarlara dağıtımını yani yüklenmesini gerçekleştirirken kullanılabilecek çeşitli yükleme ve dağıtım geliştirmeleri, XP-Mode özelliğini de göz önünde bulundurarak eşsiz uygulama uyumluluğu, Yerleşik Windows PowerShell desteği ile komut satırından detaylı yönetim ve script özellikleri, Group Policy (GPO) Preferences desteği ile gelişmiş merkezi yönetim, Starter GPO’lar ile yönetim, GPO PowerShell komut satırı araçları, Kütüphaneler (Libraries) ile gelişmiş doküman yönetimi, Offline File geliştirmeleri, BitLocker geliştirmeleri ve BitLocker ToGo ile veri güvenliği, Windows ReadyBoots geliştirmeleri, gelişmiş donanım sürücü desteği ve performans değerlendirme araçları, “Trigger Start” Windows servisleri, Powercfg ile gelişmiş enerji yönetimi, Yazdırma araçları ve geliştirmeleri, “Location-Aware Printing”, yazıcı sürücüsü izolasyonu, arama geliştirmeleri, Internet Explorer Koruma Modu (Protected Mode), Performans Monitör geliştirmeleri, “Windows Sistem Assessment” (WinSAT) ile performans değerlendirme endeksi, gelişmiş hata teşhis araçları, Remote Assistance Easy Connect özelliği, Windows AppLocker ile uygulama erişim denetimi, Gelişmiş User Account Control (UAC), Network geliştirmeleri, URL tabanlı QoS desteği, DNSsec desteği, Çoklu Aktif Firewall Profilleri, IPSec geliştirmeleri, BranchCache ile WAN üzerinden verimli dosya transferi, DirectAccess ile gelişmiş infrastructure seviyesinde VPN desteği, Remote Desktop Protocol 7.0 ile güvenli ve gelişmiş uzak masaüstü deneyimi, Ipv6 geliştirmeleri, “Windows Troubleshooting Platform” ile işletim sistemi sorunlarına karşı kolay çözümler sağlanması, Resource Monitör, Windows PowerShell ile uzaktan hata çözümleme, gelişmiş ve özelleştirilebilir hata çözümleme (Troubleshooting), Reliability Monitor, Problem Steps Recorder, Aero Teması’ndaki geliştirmeler; Pin, Snap, Shake özellikleri, önizleme özellikleri, Başlat Menüsü ve Görev Çubuğu geliştirmeleri, geliştirilmiş birçok yerleşik donatılar uygulaması ve kontrol panel ögeleri olarak sıralanabilir.

Windows 7 Sürümleri

Windows 7 işletim sisteminin sürümleri arasında birçok farklılık bulunmaktadır. Bu sürüm çeşitliliği Windows istemci ailesi ürün gamına Windows Vista ile yerleşmiştir. Küçük isim farklılıkları ile bu ürün gamı Windows 7 işletim sistemi içerisinde de korunmaktadır. İşletim sistemi sürümündeki bu çeşitlilik yaygın olarak kullanılan Windows işletim sistemlerin kullanıcılarındaki profil farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Bir kısım kullanıcı grubu bilgisayarları üzerinde oldukça üst düzey güvenlik ve erişim özellikleri beklemekteyken bir kısım kullanıcı profili ise işletim sistemini çok temel özellikleriyle Microsoft Office uygulamalarını çalıştırmak ve internet erişimi gibi sebeplerle kullanmaktadır. Bu farklılık dolayısıyla farklı özellik ve fiyatlardaki Windows 7 versiyonları piyasaya sunulmuştur. Bu Windows 7 versiyonları uygulama ve özellikleri artan şekilde, Windows 7 Starter, Windows 7 Home Basic, Windows 7 Home Premium, Windows 7 Professional, Windows 7 Enterprise ve Windows 7 Ultimate başlıkları ile sıralanabilir.

Bu versiyonların destekledikleri özelliklerin yanı sıra en temelde destekledikleri bellek miktarı fark etmektedir. Windows 7 işletim sistemin Starter hariç her versiyonu 32bit’lik ve 64bit’lik mimarilere uygun farklı versiyonlarda sunulmuştur. 32bit ve 64bit yapılarında değişmekle beraber Windows 7 versiyonlarının destekledikleri kullanılabilir işletim sistemi belleği Tablo 1.1’de incelenmiştir.

Tablo 1.1: Windows 7 Versiyonlarındaki Fiziksel Bellek Limitleri

Sürüm farklılıklarını genel olarak özetlemek gerekirse, Windows 7 işletim sistemini çok temel özelliklerle kullanmak isteyenler için Starter sürümü, temel özelliklere ek olarak 64 bit destek de sunan ve mobil özelliklerin desteklendiği temel ev kullanıcılarını hedef alan Home Basic sürümü, yine ev kullanıcıları için tasarlanan ancak Windows Aero temasına tam destek sunan, Media Center özelliklerini içeren ve tablet / dokunmatik ekranlı PC’lere de uyumlu olan Home Premium sürümü, çalışanların şirket içerisinde kullandıkları bilgisayarları hedefleyen, Active Directory entegrasyonu imkânı sunan Professional sürümü, yine iş amacıyla tasarlanan, üst düzey güvenlik ve yönetim özelliklerini destekleyen Enterprise sürümü ve Windows 7 işletim sistemi için Enterprise ile aynı özellikleri içeren ve bireysel kullanıcılarından satın alabileceği en üst sürüm olan Ultimate şeklinde değerlendirilebilir. Windows 7 sürümlerine ilişkin farklı versiyonların destekledikleri teknolojiler ve özellikler ilgili versiyon başlığında bu bölümde açıklanmıştır.

Windows 7 Starter

Windows 7 Starter sürümü, Windows 7 işletim sisteminin en temel sürümüdür. Starter sürümü içerisinde Aero Glass özellikleri, kişiselleştirme, çoklu monitör, DVD oynatma, Windows Media Center, Active Directory desteği, XP Mode, 64 bit işlemci desteği gibi birçok özellik bulunmaz. Ancak Starter versiyonunda Windows 7 yapısında gelen en büyük yenilik, Windows XP ve Vista Starter versiyonlarında bulunan eş zamanlı en fazla 3 uygulama çalıştırabilme kısıtlamasının Windows 7 Starter’da olmamasıdır. Windows 7 Starter içerisinde Internet Explorer 8 ve Windows Media Player 12 uygulamaları doğrudan yer alır. Windows 7 Starter’dan Windows 7 Home Basic ve Home Premium versiyonlarına Anytime Upgrade ile yükseltme yapılabilir.

Windows 7 Home Basic

Windows 7 Home Basic sürümü, Windows 7 sürümleri içerisinde Starter’dan bir üst seviyede özellikler sunan versiyondur. Windows 7 Home Basic ile 32bit ve 64bit yapıdaki işlemciler doğrudan desteklenir. Buradan yola çıkarak Windows 7 Home BASIC’ten itibaren tüm Windows 7 versiyonlarının ayrı ayrı 32bit ve 64bit versiyonları mevcuttur. Windows 7 Home Basic ile HomeGroup özellikleri ile ev gruplarına bağlanıp diğer Windows 7 işletim sistemleri ile veri ve medya alış verişinde bulunulabilir. Internet Explorer 8, Windows Media Player 12, Masaüstü Pencere Yöneticisi, Windows Mobility Center Windows 7 Home Basic içerisinde bulunan diğer uygulamalardır. Windows 7 Home Basic ile Windows Aero teması kısmi olarak desteklenmektedir.

Windows 7 Home Premium

Windows 7 Home Premium sürümü, ev kullanıcıları için tasarlanmış, bilgisayarlarını Plazma/LCD/LED televizyonlara bağlayıp kullanmayı hedefleyen kullanıcı grubu için, Windows Media Center ile zengin medya desteği sunan ve Windows Aero temasına tam destek veren Windows 7 sürümüdür. Windows 7 Home Premium içerisinde Home Basic’te var olan tüm özellikler de bulunmaktadır. Ek olarak Home Premium ile HomeGroup yaratma ve bağlanma özellikleri etkindir. Premium oyunlar da Windows 7 Home Premium versiyonunda sunulur. Ek olarak Windows 7 Home Premium ile MultiTouch yani çoklu dokunuş desteği de mevcuttur.

Windows 7 Professional

Windows 7 Professional iş amaçlı kullanmak üzere tasarlanmış Windows 7 sürümüdür. Windows 7 Professional işletim sistemi bir Active Directory domain’inine girebilir, domain kaynaklarını kullanabilir ve dolayısı ile merkezi olarak yönetilebilir. Windows 7 Professional sürümünde Windows 7 Home Premium’daki tüm özellikler hali hazırda bulunmakta ve üstüne birçok ek yönetimsel özellik içermektedir. Windows 7 Professional işletim sistemlerine uzak makinelerden, uzak masaüstü desteği ile erişilebilir. EFS (Encrypted File System), yazdırma kolaylıkları ve sunum modu gibi destekler de Windows 7 Professional yapısında mevcuttur.

Windows 7 Enterprise

Windows 7 Enterprise iş yerleri için tasarlanmış ve bireysel kullanıcıların alabileceği versiyonlar arasında bulunmayan Windows 7 sürümüdür. Windows 7 Enterprise ile Windows 7 işletim sisteminin tüm bireysel ve kurumsal özelliklerini kullanabilmek mümkündür. Bireysel özelliklerden kasıt grafiksel destekler ve zengin medya destekleri şeklinde değerlendirilebilir. Kurumsal destekler ise BitLocker, DirectAccess, BranchCache, AppLocker gibi güvenlik ve performans temelli özelliklerdir. Windows 7 Enterprise ile Windows 7 işletim sisteminin ara yüzü Windows Update’den otomatik olarak sunulacak güncelleştirmeler ile 32 farklı dilde görüntülenebilir. Windows 7 Enterprise ile VHD formatındaki sanal hard diskleri işletim sistemi içerisinde kullanmak hatta bu sanal diskler üzerine kurulan işletim sistemleri ile bilgisayarı başlatmak mümkündür.

Windows 7 Ultimate

Windows 7 Ultimate sürümü ise son kullanıcının da rahatlıkla satın alabileceği ve Windows 7 işletim sisteminin yine Windows 7 Enterprise gibi güvenlik/performans temelli tüm kurumsal özelliklerini ve grafiksel yetenekler, zengin medya uygulamaları gibi bireysel özelliklerini destekleyen en üst düzey sürümdür. Windows 7 Ultimate ile beraber alt sürümlerde desteklenen tüm özellikler desteklenir ve Ultimate yapısında gelen birçok yönetimsel ek özellik de mevcuttur. Windows 7 Ultimate Microsoft Active Directory Domainlerine üye olabilir ve merkezi yönetimi mümkündür. Windows 7 Ultimate lisans ücreti açısından en pahalı Windows 7 versiyonudur.

Windows 7 VL

Windows 7 işletim sistemlerinin karşılaştırmalarının incelenebileceği “Windows 7 Sürüm Karşılaştırma Tablosunda” da görülebileceği gibi Volume Lisans desteği sunan ve şirketlerin toplu alımları için tasarlanan Professional ve Enterprise sürümleri “VL Build”ler şeklinde de adlandırılabilir. Windows 7 VL’ler VLK’lar yani Volume License Key / Volume Lisans Anahtarları ile lisanslanır ve aktivasyonları yapılır. Tek bir VLK ile çok sayıda işletim sistemi kurulup aktifleştirilebilir.

Windows 7 N

Windows 7 N sürümleri, Home Premium, Professional, Enterprise ve Ultimate versiyonları için mevcuttur. Windows 7 N sürümleri tam sürümlerle aynı özellikler içerir. Avrupa Birliği’nin (EU) aldığı rekabet kararlarıyla doğrudan ilgili olarak, Windows 7’nin içerisinde sadece Windows Media Player olmayan sürümdür. Windows 7 N sürümlerine, Windows Media Player herhangi bir ücret ödemeden Microsoft’un resmi internet sitesinden download edilerek yüklenebilir.

Windows 7 Sürüm Karşılaştırma Tablosu

Windows 7 Sürüm Karşılaştırma Tablosu ile Windows 7 işletim sistemin farklı sürümlerinin destekledikleri donanımsal ve uygulama bazlı özellikler net olarak incelenebilir.

Özellikler

Starter

Home Basic

Home Premium

Professional

Enterprise

Ultimate

OEM Lisans

Perakende ve OEM Lisans

Perakende ve OEM Lisans

Perakende, OEM ve Volume Lisans

Volume Lisans

Perakende ve OEM Lisans

Destek Bitiş Tarihi

13 Ocak 2015 (2015-01-13)

13 Ocak 2015 (2015-01-13)

13 Ocak 2015 (2015-01-13)

14 Ocak 2020 (2020-01-14)

14 Ocak 2020 (2020-01-14)

13 Ocak 2015 (2015-01-13)

Desteklenen Fiziksel Bellek (RAM) (64-bit)

Yok

8 GB

16 GB

192 GB

192 GB

192 GB

Desteklenen Fiziksel Bellek (RAM) (32-bit)

2 GB

4 GB

4 GB

4 GB

4 GB

4 GB

32-bit ve 64-bit Versiyonlar

Sadece

32-bit

32-bit ve

64-bit

32-bit ve

64-bit

32-bit ve

64-bit

32-bit ve

64-bit

32-bit ve

64-bit

Desteklenen Fiziksel CPU Sayısı

1

1

1

2

2

2

Backup and Restore Center

Network’e Backup Yok

Network’e Backup Yok

Network’e Backup Yok

Evet

Evet

Evet

Remote Desktop

Sadece İstemci

Sadece İstemci

Sadece İstemci

Evet

Evet

Evet

HomeGroup

Sadece Katılabilir

Sadece Katılabilir

Evet

Evet

Evet

Evet

Yerleşik DVD decoders (MPEG-2 ve Dolby Digital)

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Çoklu Monitör

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Evet

Renk Derinliği

Yok

32-bit

32-bit

32-bit

32-bit

32-bit

Fast user switching

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Evet

Desktop Window Manager

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Evet

Windows Mobility Center

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Evet

Internet Printing Özelliği (IPP)

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Evet

Internet connection sharing

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Evet

Windows Aero

Hayır

Kısmen

Evet

Evet

Evet

Evet

Multi-Touch

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Premium Oyunlar

Hayır

Hayır

Evet

Varsayılanda Mevcut Değil

Varsayılanda Mevcut Değil

Evet

Windows Media Center

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Windows Media Player Remote Media Experience

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Evet

Dynamic Disk Yapısı

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Encrypting File System

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Location Aware Printing

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Presentation Mode (Sunum Modu)

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Group Policy

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Offline Files ve Folder Redirection

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Windows Server Active Directory Domainlerine Katılabilme

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Windows XP Mode

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

Software Restriction Policy

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Evet

RDP ile Aero Glass Özelliği

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Windows Media Player Multimedia Redirection

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Remote Desktop Servisleri ile Ses Kaydı

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Remote Desktop Servisleri ile Çoklu Görüntü Desteği

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Enterprise Search Scopes

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Federated Search

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

AppLocker

Hayır

Hayır

Hayır

Policy Oluşturulabilir ancak Enforce edilemez.

Policy Oluşturulabilir ve Enforce edilebilir.

Policy Oluşturulabilir ve Enforce edilebilir.

BitLocker Drive Encryption

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

BranchCache Distributed Cache

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

DirectAccess

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Subsystem for Unix-based Applications

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Multilingual User Interface Pack

Hayır

Hayır

Hayır

Evet (Ayrıca Satın Alınabilir)

Evet

Evet

Virtual Desktop Infrastructure (VDI)

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Virtual Hard Disk Boot

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Windows 7 7600 build 32-bit için SHA-1 Hash

5DC1 457B C4B3 D940 97F4 99B1 5DFD B3C2 1DAD CDF5

1015 74FA A17F DB43 0BB0 2727 1EF0 A58F 0E18 AD47

CC9D 8220 B217 9E78 4D85 BF1E A98D 2EE2 190D 534F

697F A065 5450 2FB2 1D30 2752 73B2 5747 299C 020D

C6B9 05E4 8FDB 6CB5 BFCA 9677 15A6 4461 B812 D40C

5395 DC4B 38F7 BDB1 E005 FF41 4DEE DFDB 16DB F610

Windows 7 7600 build 64-bit için SHA-1 Hash

32 Bit Only

32 Bit Only

3367 79EA 6B65 F63E 11A6 09B4 D021 439C 47AB 315B

5012 7304 441A 793E E51B 3F50 1289 F659 9A55 9E9F

A89D CE70 6D52 7206 CB46 4EF8 6ACD 3A3D 13A3 32DB

3263 27CC 2FF9 F053 79F5 058C 41BE 6BC5 E004 BAA7

Starter

Home Basic

Home Premium

Professional

Enterprise

Ultimate

Tablo 1.2: Windows 7 İşletim Sistemi Sürüm Karşılaştırması

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

Google Yeni Gizlilik Politikaları

Google 1 Mart 2012 itibariyle kullanım ve gizlilik politikalarını değiştiriyor. Yeni politikalarda ilk göze çarpan nokta daha sade ve net kriterlerin getirilmiş olması. Google’ın kullanıcıların aramalarına, mobil cihaz erişimlerine, konum bilgilerinden kişisel dosyalarına varıncaya kadar bir çok kişiye özel bilgi tuttuğu göz önünde bulundurulursa bu yeni gizlilik politikası önemli bir adım. Google’ın topladığı verilere ilişkin resmi açıklaması aşağıda incelenebilir;

Topladığımız bilgiler

Kullandığınız dil gibi temel konulardan, hangi reklamları yararlı bulduğunuz veya çevrimiçi ortamda sizin için en önemli kişiler gibi karmaşık konulara kadar her tür bilgiyi, tüm kullanıcılarımıza daha iyi hizmetler sunmak amacıyla toplarız.

Bilgileri iki şekilde toplarız:

  • Sizin bize verdiğiniz bilgiler. Örneğin, çoğu hizmetimizde bir Google Hesabına kaydolmanız gerekir. Bunu yaptığınızda, sizden adınız, e-posta adresiniz, telefon numaranız veya kredi kartınız gibi kişisel bilgiler isteriz. Sunduğumuz paylaşma özelliklerinden tam olarak yararlanmak isterseniz, adınızı ve fotoğrafınızı içerebilecek, herkes tarafından görülebilir bir Google Profili oluşturmanızı da isteyebiliriz.
  • Hizmetlerimizi kullanımınızdan aldığımız bilgiler.Reklamcılık hizmetlerimizi kullanan bir web sitesini ziyaret ettiğinizde veya reklamlarımızı ve içeriklerimizi görüntüleyip onlarla etkileşimde bulunduğunuzda olduğu gibi, kullandığınız hizmetlerle ve bunları nasıl kullandığınızla ilgili bilgiler toplayabiliriz. Bu bilgiler şunları içerir:
    • Cihaz bilgileriCihaza özel bilgiler toplayabiliriz (örneğin, donanım modeli, işletim sistemi sürümü, cihazın benzersiz tanıtıcıları ve telefon numarası dahil mobil ağ bilgileri gibi). Google, cihazınızın tanıtıcılarını veya telefon numaranızı Google Hesabınızla ilişkilendirebilir.
    • Günlük bilgileriHizmetlerimizi kullandığınızda veya Google tarafından sağlanan içeriği görüntülediğinizde, belirli bilgileri otomatik olarak toplayıp sunucu günlüklerinde depolayabiliriz. Bu, şunları içerebilir:
      • hizmetimizi nasıl kullandığınızla ilgili ayrıntılar, örneğin, arama sorgularınız gibi.
      • telefon numaranız, çağrı yapan tarafın numarası, yönlendirilen numaralar, çağrıların tarihi ve saati, çağrıların süresi, SMS yönlendirme bilgileri ve çağrıların türleri gibi telefon günlüğü bilgileri.
      • İnternet protokolü adresi.
      • kilitlenmeler, sistem etkinliği, donanım ayarları, tarayıcı türü, tarayıcı dili, istekte bulunduğunuz tarih ve saat ile yönlendiren URL’si gibi cihaz etkinlikleriyle ilgili bilgiler.
      • tarayıcınızı veya Google Hesabınızı benzersiz olarak tanımlayabilecek çerezler.
    • Konum bilgileriKonum bilgileri etkin olan bir Google hizmetini kullandığınızda, mobil cihazınızın gönderdiği GPS sinyalleri gibi gerçek konumunuz hakkında bilgiler toplayabilir ve bunları işleyebiliriz. Konum belirlemek için, cihazınızın yakındaki Kablosuz erişim noktaları ve baz istasyonları hakkında sağlayabileceği sensör verileri gibi çeşitli teknolojileri de kullanabiliriz.
    • Benzersiz uygulama sayılarıBelirli hizmetler benzersiz bir uygulama sayısı içerir. Söz konusu hizmeti yüklediğinizde veya yüklemesini kaldırdığınızda ya da bu hizmet, otomatik güncellemeler gibi amaçlarla düzenli olarak sunucularımızla bağlantı kurduğunda yüklemenizle ilgili bu sayı ve bilgiler (örneğin, işletim sisteminin türü ve uygulama sürüm numarası) Google’a gönderilebilir.
    • Yerel depolamaTarayıcı web depolaması (HTML 5 dahil) ve uygulama veri önbellekleri gibi mekanizmalar kullanarak bilgileri (kişisel bilgiler dahil) cihazınızda yerel olarak toplayabilir ve depolayabiliriz.
    • Çerezler ve anonim tanımlayıcılarBir Google hizmetini ziyaret ettiğinizde bilgi toplamak ve depolamak için çeşitli teknolojilerden yararlanırız ve bu, cihazınıza bir veya daha fazla çerez ya da anonim tanımlayıcı göndermeyi de içerebilir. Ortaklarımıza sunduğumuz, başka sitelerde görünebilen reklamcılık hizmetleri veya Google özellikleri gibi hizmetlerle etkileşimde bulunduğunuzda da çerezleri ve anonim tanımlayıcıları kullanırız.

Özellikle Google+’ın etkinliğinin artması ile daha da önem kazanacak bu politikalar hakkında detaylı bilgiyi aşağıdaki linklerden edinebilirsiniz.

http://www.google.com.tr/intl/tr/policies/privacy/preview/

http://www.google.com.tr/intl/tr/policies/

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

WebFarm / Internet Information Server Clustering (Bölüm-2)

2007 yılında tasarladığımız ve hayata geçirdiğimiz Türkiye’nin en büyük e-ogrenme portallarından birinin web sunucularının altyapı çalışmaları sırasında hazırladığım ve yayınladığım bir makaleyi tekrar paylaşmak istedim. Makale, Software Network Load Balancing konusunda çeşitli yapılandırma bilgileri içermektedir.

WebFarm / Internet Information Server Clustering (Bölüm-2)

Network Load Balancing(NLB)

Network Load Balancing, adından da anlaşılacağı gibi ağ üzerinden akan veri yükünü dengelemek için kullanılan bir teknolojidir. Network Load Balancing donanımsal ya da yazılımsal olarak sağlanabilir. Clustering konusuna tekrar değinirsek aktif ve pasif kavramlarından bahsetmemiz gerekir. Cluster yapıları Aktif/Aktif ya da Aktif/Pasif çalışabilir. Aktif durumdaki sunucu cluster yapısı içerisinde, cluster yapısına gelen isteklere doğrudan cevap veren sunucudur. Pasif olan sunucu ise cluster yapısı içerisinde Aktif durumdaki makinede donanımsal ya da yazılımsal bir sorun olması durumunda onun yerine geçebilecek şekilde hazırda bekleyen sunucudur. Buradan şu sonuca varabiliriz; Aktif/Aktif Cluster yapısı ağ(dolayısı ile sunucular) üzerinde yük dengeleme işlevini yerine getirir. Aktif/Pasif Cluster yapısı ise hata toleransını sağlamaya yöneliktir. Aktif/ Aktif Cluster yapısına Load-Balancing Cluster, Aktif/Pasif Cluster yapısına ise Fault-Toleranced Cluster denilebilir. Bu açıklamalarla NLB’nin Aktif/Aktif Cluster yapısında olduğunu söyleyebiliriz. Ancak girişte de bahsettiğimiz gibi Network Load Balancing donanımsal ya da yazılımsal olarak sağlanabilir. Donanımsal Load Balancing cihazları NLB’yi Aktif/Aktif yaparlarken Microsoft Server 2003 işletim sistemi içerisinde NLB Manager ile Load Balance yapılandırılırken Aktif/Aktif ya da Aktif/Pasif Cluster yapılabilir. İlk makalede de bahsedildiği gibi bir webfarm yapısı düşünüldüğünde Cluster Node’larından her biri değerinden bağımsız bir şekilde kendi sabit diskinde web sitesi için aynı verileri tutar. Böylece Node’lardaki veriler aynı olduğu için kullanıcı NLB Cluster yapısına istekte bulunduğunda NLB yapısı kullanıcıyı hangi sunucuya yönlendirirse yönlendirsin kullanıcı aynı siteyi görür. Bu olay kullanıcının bilgisi dahilinde olmadan arka planda NLB yapısı içerisinde gerçekleşir. Elbette ki NLB Cluster Node’ları içerisindeki veriler farklı olursa kullanıcının arka arkaya girişlerinde ya da farklı kullanıcıların girişlerinde farklı sitelerle karşılaşılacaktır. O zaman NLB yapısında belli bir replikasyon mimarisi olmalı ve NLB Cluster Node’ları olacak IIS web sunucular arka planda data’larını eşitlemelidir. Replikasyon mimarisi için RoboCopy gibi araçlar kullanılabilir ya da dinamik bir şekilde güncellenmeyen sitelere uygulanacaksa, webmaster’lar ya da sistem yöneticileri tarafından her seferinde el ile yapılabilir. Ancak bir replikasyon mimarisinden söz ederken için bu iki durumda verimli olmayacaktır. Windows işletim sisteminin File Replication Servisi bu durumda oldukça avantajlıdır. Distriubuted File System özelliği altından IIS’lerdeki web sitelerinin verilerini barındıran dosyalar replication partner olarak ayarlanınca DFS, FRS servisi üzerinden replikasyonu gerçekleştirecektir. FRS servisinin asıl amacı Domain ortamında Domain Controller’lar arasında SYSVOL paylaşımını replike etmektir. İkincil bir rol olarak DFS için replikasyon yapabilir. Ancak yine de FRS servisi video vb. büyük boyutlu verilerin replikasyonunda sorun çıkarabilmektedir. Bu yüzden Windows Server 2003 R2 ile beraber gelen DFS Management özelliği beraberinde kendi DFS Replication Servisini kullanmaktadır. Böylelikle FRS sadece SYSVOL replikasyonu yaparak yükü hafiflemekte ve DFS Replication Servisi ile Replikasyon Mimarisi de performans kazanmaktadır. Bu açıklamalardan sonra NLB yapısında sağlıklı replikasyon mimarisi için Windows Server 2003 R2, DFS Management ve DFS Replication servisi kullanılacaktır. Aslında doğası gereği NLB stateless bir yapıdadır. Biraz daha açarsak kullanıcıların session(oturum) bilgileri NLB yapısında tutulmaz. Statefull bir yapı isteniyorsa, yani session bilgileri tutulmak isteniyorsa Microsoft Clustering Service (MSCS) tercih edilmelidir. Internet Information Service(IIS) ile Cluster yapılacaksa NLB, MS-SQL, MS-Exchange gibi session tutması zorunlu uygulamalarda ise MSCS kullanılmalıdır. MSCS tarafında Aktif/Aktif cluster Microsoft tarafından tavsiye edilen bir yapı değildir. MSCS ile Aktif/Akfit Cluster, Network ve Sunucular üzerinde aşırı fragmantasyon yaratacağından performans açısından verimli olmayacaktır. MSCS ile Cluster kelimeleri yan yana getirdiğimizde aklımıza gelen Fault-Toleranced Cluster olacaktır.

NLB ve Session

Buraya kadar her şey güzel, teorik olarak web sunucular üzerinde NLB yapılandırırsak, sunuculardan istekte bulunan 1000 adet kullanıcı varsa, 2 sunuculu bir yapıda 500 tanesi bir sunucuda, diğer 500 tanesi diğer sunucuda tutulacak. Böylelikle NLB Cluster yaparak sunucular üzerindeki yükü dengelemiş olacağız. Arka planda replikasyon mimarisinin de performanslı çalıştığını düşünürsek sitedeki değişiklikler sunuculardan birinde değişiklik yapıldığında otomatik olarak gerçekleşecek. Fakat sunucular için bu performanslı Load-Balancing yapısından vazgeçmek istemiyorsak ve sunuculardaki sitelerin kullanıcıların session bilgilerini tutmaları gerekiyorsa durum ne olacak? NLB’nin stateless yapıda olup session bilgilerini tutamadığını daha önceden söylemiştik. Bu yüzden session bilgilerini IIS Sunucuları yapılandırarak tutmamız gerekir. Web Uygulamaları için session bilgileri IIS tarafından asp.net yardımı ile tutulabilir. Session verilerini tutmanın 3 türlü yöntemi vardır: 1- In Process Mode(inProc) 2- State Server Mode 3- Out of Process – SQL Server Mode(outProc) inProc moda session bilgileri aspnet_wp.exe dosyasına bağlı olarak her sunucu içinde bireysel olarak tutulur. State Server Mode’da ise session bilgileri serileştirilerek sunucuların RAM’lerinde bir birinden bağımsız process’ler olarak tutulur. SQL Server Mode’da session bilgileri serileştirilmiş yani serializable bir şekilde SQL sunucuda tutulur. Sunuculardaki birbirinden bağımsız verileri oluşturduğumuz replikasyon yapısı ile eşitleyebiliyoruz ancak session bilgilerini tutabiliyorsak bunları da eşitleyebilmemiz ya da sunucuların ortaklaşa kullanabilecekleri bir lokasyonda tutmamız gerekir. Çünkü kullanıcıların WebFarm yapısı üzerindeki sitelerde dolaşırken session’larını tutmamız gerekir. Session tutmadığımız durumda kullanıcının NLB yapısından kaynaklanan bir şekilde bir sunucuya ya da diğer sunucuya gönderilmesi sonucu session bilgileri kaybolacaktır. Örneğin kullanıcı, sunuculardan birinde, sayfalardan biri için şifre girdiğinde sayfa içerisindeki linklerden birine basarak başka bir sayfaya gitmek istediğinde, NLB yapısı bu istek sonucu kullanıcıyı başka bir sunucuya yönlendirirse web browser kullanıcıya tekrar şifre soracaktır. Yoğun bir sitede (ki WebFarm yapıldığına göre mutlaka yoğun bir sitedir.) kullanıcının sunucular arası arka planda gezmesiyle, kullanıcıya devamlı şifre sorulacak ya da kullanıcı tarafından girilen bilgiler, kullanıcıdan sunucu tarafından edinilen kaybolacaktır. Kısaca siteler içinde gezinmek hiç verimli olmayacaktır. Session tutmak bunu gerektiren siteler için çok önemlidir. Session tutmak önemli olduğunu ve 3 türde tutulabildiğini söylemiştik. inProc mode cluster oramı için uygun değildir. State Server Mode’da ise session verilerini sunucunun RAM’inde tuttuğuna göre, sunucular arasında session verilerinin eşitliğini sağlayabilmemiz mümkün değildir ve bu durumda session’u tutamayız. Çünkü RAM replikasyonu diye bir durum söz konusu değildir. Session verilerini sunucuların ortak erişebileceği bir alanda outProc yöntem ile SQL sunucu üzerinde tutmamız gerekir. Böylelikle session verilerini sunucuların her ikisinin de erişebileceği ve kullanabileceği bir lokasyon tutmuş böylece session verileri için replikasyon yapmamış oluruz. Bu durumda Windows Server 2003 R2 ve SQL Server 2005 uygulamaları WebFarm Cluster yapısını gerçekleştirebilmek için yeterli gözüküyor. Ancak sunucuların ve network yapısının performansının Cluster yapısının performansını doğrudan etkileyeceği gözden kaçırılmamalıdır. Session verilerini SQL sunucu üzerinde tutabilmek için IIS sunucuların webconfig dosyasını düzenlememiz gerekir. Makalenin ilerleyen bölümlerinde bu uygulama anlatılacaktır.

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

WebFarm / Internet Information Server Clustering (Bölüm-1)

2007 yılında tasarladığımız ve hayata geçirdiğimiz Türkiye’nin en büyük e-ogrenme portallarından birinin web sunucularının altyapı çalışmaları sırasında hazırladığım ve yayınladığım bir makaleyi tekrar paylaşmak istedim. Makale, Software Network Load Balancing konusunda çeşitli yapılandırma bilgileri içermektedir.

WebFarm / Internet Information Server Clustering (Bölüm-1)

Kurumların büyüme ölçeklerini göz önünde bulundurarak söylemek gerekirse internet ya da intranet üzerinden verdikleri/verecekleri hizmetler bakımından sürekli artan bir ihtiyaç söz konusudur. Kurum içinde bu hizmetleri kullanacak personel sayısı arttıkça ya da kurumun dışarıya vermek istediği hizmetlerin boyutu -ister kullanıcı, isterse teknoloji bazlı olsun- arttıkça kurumlar server hizmetleri bakımından yeni yapılara ihtiyaç duyarlar. Günümüzün bu konudaki gözde teknolojilerinden biri “cluster” (küme) yapılardır. Bu makalede internet/intranet yani web üzerinden verilecek sistemlerdeki kullanılabilirlik, ölçülebilirlik ve performans açısından Web Server’ların Cluster yapısı anlatılacaktır.

Web Sunucularının cluster(kümeli) şeklinde çalışması için çeşitli tasarımlar geliştirilmiştir. Bu yapılar “WebFarm” şeklinde isimlendirilir. Birden çok sunucu ile ya da aynı anda birden çok süreç üzerinde eş zamanlı olarak çalışmak söz konusu olunca bu konuda çeşitli terimler ortaya konmuştur. Burada durumu biraz daha netleştirmek için Webfarm Cluster yapısının haricindeki “WebGarden” denilen başka bir yapıyı da açıklamakta fayda görüyorum. Bu yapı WebFarm’dan farklı olarak tek bir sunucu üzerinde aynı web hizmetinin devamlılığını sağlamak için birbirine eş birden fazla process oluşturarak belli bir application pool’da bulundurur ve bu yöntemle hataya karşı dayanıklılığı (Fault tolerancy) sağlar. WebFarm yapısı bundan tamamen farklı olarak birden fazla server ile “Fault tolerancy-Scalability- High Availability” ögelerini yerine getirir. Bu makelenin tümünde Windows Server 2003 R2 işletim sistemi kurulu olan sunucular kullanılmıştır. Ayrıca Internet Information Server 6.0 (IIS-6.0), Network Load Balancing Manager (NLB), Disturbed File System Management (DFS), SQL-2005, Windows XP/Vista ayrıca çeşitli scriptler senorya gereği kullanılmıştır. Bu clustering senaryosu yukarıda sözü geçen uygulamaların başka sürümlerinin kombinasyonları ile de kullanılabilir, makale boyunca yeri geldiğince bu konuya ve bunu gerçekleştirirken karşılaşılabilecek sorunlara değinilecektir. Konuya doğrudan girmek yerine bu bölümde cluster konusunda temel bilgiler vermeyi daha doğru buluyorum.

Cluster(kümeleme) yöntemi, yukarıda WebFarm üzerine bahsettiğim gibi birden çok sunucunun belli bir amaç için beraber ya da duruma göre sırayla, belirlediğimiz sunusu kümesi içerisinde toplanarak çalıştırılmasıdır(kümelenmesidir). Bu sunucu kümesinin üyesi olan her sunucudan birine “Node”(düğüm) denir. Cluster uygulamasında yer alan node’lar tek bir birim gibi çalışarak Microsoft Internet Information Services (IIS), Exchange Server gibi uygulamalara yönelik hizmetleri yüksek kullanılabilirlik(high avaibility) ile kullanıcılara sunar. Böylelikle küme oluşturmak cluster içindeki node’ları tek tek yönetmek yerine, uygulamaya yönelik olarak tek bir sistem halinde yönetilmesini sağlar. Bunun yanı sıra bu durum kullanıcı tarafı temel alınarak incelenirse, kullanıcılar sistemin cluster şeklinde çalışıp çalışmadığını çoğu durumda sezemezler, bu da cluster içindeki sunucuların tek bir sistem şeklinde çalıştığının kanıtıdır ki cluster yapmanın en önemli amaçlarından biri budur.

Cluster uyumlu olan uygulamalara örnek vermek gerekirse:
· DFS (distributed File System)
· DHCP
· Exchange Server
· File Server görevleri (dosya paylaşımları)
· IIS (Internet Information Services)
· Microsoft Distributed Transaction Coordinator (MS-DTC)
· MSMQ (Microsoft Message Queuing)
· NNTP (Microsoft News Transfer Protocol)
· Printer Pooling
· SMTP
· SQL Server
· WINS

Bu uygulamalar farklı cluster tipleri ile uygulanabileceği gibi beraberce de belli bir sistem için kullanılabilirler. Bunların yanında farklı uygulamalar da kümeli çalışabilirler(Oracle Server vs.) Cluster ortamının oluşabilmesi için IP tabanlı protokollere ihtiyaç vardır. Uygulamalar iletişim kurmak için IPX NetBEUI tarzındaki protokolleri kullanamazlar.

Daha önceden WebFarm senaryosunda kullanılacak uygulamalardan bahsederken Windows Server 2003 (R2) demiştik, burada bu Server2003’ün desteklediği 3 çeşit cluster tipi vardır:

1- NLB (Netwok Load Balancing), sunuculara gelecek olan yükü network üzerinde, belirlediğimiz kurallara yönelik olarak (affinity) paylaştıran, ağ yükünün dengelenmesi şeklinde gerçekleşir. NLB ile TCP (Transmission Control Protocol) haricinde UDP (User Datagram Protocol) ve GRE (Generic Router Encapsulation) tarfikleri için de yük dengelemesi sağlanabilir. Webfarm uygulamasında kullanacağımız cluster tipi budur. Ayrıca Microsoft, Web Sunucuları için cluster yaparken en uygun yöntemi NLB olarak önerir.

2- CLB (Component Load Balancing), COM+ kullanan uygulama bileşenlerinin dinamik bir şekilde yük dengelemesini sağlar. Yine yüksek kullanılabilrlik-ölçeklenebilirlik(scalability) açısından birçok Node üzerinde yük dengelemesi sağlar.

3- MSCS (Server Clustering), Sunucu kümesi olarak adlandırılabilir. Cluster Administrator arayüzü kullanarak yapılandırılır. Yüksek kullanılabilirlik-Ölçeklenebilirlik-Güvenilirlik açısından uygulamalar üzerinde hataya karşı dayanıklılık (fault tolerancy) sağlar. Arka uç sunucularda (SQL Server vs.) kullanımı uygundur.

Her küme oluşturma teknolojisinin belirli bir amacı vardır ve farklı gereksinimleri karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. NLB, web hizmetleri nedeniyle oluşabilecek kısıtlamaları engellemek amacıyla tasarlanmıştır. CLB, web tabanlı uygulamaların ölçeklenebilirlik ve yüksek kullanılabilirlik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tasarlanmıştır. MSCS, veri bütünlüğünü korumak(integrity) ve yerinde çalışma desteği sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Konuya daha geniş bir açıyla bakarsak, bu cluster hizmetleri beraberce kullanılabilir ve çoğu durumda da bu sistemin planlanan verimde çalışması için bir gerekliliktir. Yukarıda bahsi geçen üç cluster tipinin beraberce kullanılabileceği en genel senaryo bir web sitesinin yayınlanması olacaktır. Webfarm’ın adından işte burada söz etmeye başlayarak örneklerle devam edelim. Ön uç sunucular olan Web sunucularda (IIS) NLB yani Webfarm, orta katman sunucularda CLB ve arka uçta olan veri tabanı hizmetlerinde MSCS kullanılarak (SQL Clustering) bir sistem tasarlanabilir. Bu sistem genel hatlarıyla aşağıdaki taslağa benzeyecektir, zaten ilerleyen bölümdeki uygulamaları bu taslak üzerinden yola çıkarak yapacağız.

Cluster yapıları, Farm (çiftlik) ya da Paket adı verilen ikili gruplar olarak kullanılır. WebFarm bu gruplardan Farm yapısının Web uygulamalarına yönelik olarak kullanılış biçimi olduğu için bu şekilde isimlendirilir. Farm yapıları, benzer sistemler çalıştıran ama genelde veri paylaşmayan bir sunucu grubudur. Bunlara “Farm” adı verilmesinin sebebi, kendilerine iletilen tüm istekleri, verilerin sucular üzerinde yerel disklerde saklanan birebir kopyalarını kullanarak işlemeleridir. Verileri paylaşmak yerine birebir kopyalarının kullandıkları için node’lardan her biri özerk biçimde çalışır ve bunlara “Copy” (kopya) adı verilir. Paket ise bir arada çalışan ve bölümlenmiş verileri paylaşan bir grup sunucudur. Bunlara Paket denmesinin sebebi ise hizmetleri yönetmek ve korumak için birlikte çalışmalarıdır. Bir paketin üyeleri bölümlenmiş verilere erişimi paylaştığı için, işletim modları benzersizdir ve genelde paketin tüm üyelerinin bağlı olduğu disk sürücülerindeki paylaşılan verilere erişirler.
Çoğu durumda Web ve Uygulama(Application) hizmetleri Farm olarak, Arka uç veri tabanları ve kritik destek hizmetleri ise paket olarak düzenlenir. WebFarm yapısı birden fazla Farm’ın bileşimi olarak tasarlanabilir. Aynı veriler farm yapısındaki tüm Node’larda çoğaltılır ve her sunucu, kendisine gönderilen istekleri verilerin yerel kopyalarını kullanarak işleyebilir. Örneğin, NLB kullanan ve her birinde web sitesine ait olan verilerin yerel kopyası bulunan çok sayıda web sunucusu vardır. Elbetteki bir Farm içindeki sunucu sayısında da bir üst sınır vardır, bu konudan önümüzdeki paragraflarda bahsedeceğim. Biz oluşturduğumuz taslak üzerinden çalışma devam edeceğiz. Senaryomuzda WebFarm içerisinde iki adet web sunucuyu kümeli olarak çalıştıracağız. Aşağıdaki şema konu hakkında genel bir bilgi verecektir.

Paketi de kısaca açıklamak gerekirse, SQL Server çalıştıran ve bölümlenmiş veri tabanı görünümleriyle MSCS kullanan veri tabanı sunucuları bunlara örnektir. Bu durumda, paketin üyeleri verilere iletişimi paylaşır ve tüm istekleri işlemek yerine, verilerin ya da mantığın belirli bir bölümünü işlerler. Örneğin iki adet Node barındıran SQL Server cluster yapısında, bir sunucu A-M harfleri ile başlayan diğer sunucu ise N-Z harfleri ile başlayan hesapları işliyor olabilir.
Cluster mimarisi kullanan sunucular genelde üç katmanlı bir yapı kullanılarak tasarlanır bu yapı bahsettiğimiz şekilde, Katman1- NLB’nin kullanıldığı ön uç Web sunucuları Katman2- CLB’nin kullanıldığı çeşitli Uygulama sunucularını içeren orta katman sunucuları Katman3- MSCS’nin kullanıldığı arka uçta yer alan veri tabanı sunucularını ya da dosya, kritik destek alanında görev yapan sunucuları içerir.
Cluster yapısı hazırlanırken bu şekildeki katmanlı bir yapı izlenmesinin asıl nedeni, cluster yapmanın asıl amaçlarından biri olan ölçeklenebilirliktir(scalability). Bu ölçeklenebilirlik istenilen katmana yeni sunucular ekleyerek ölçeğin artırılmasıyla gerçekleşebilir. Burada kritik nokta kullanılan sunucu işletim sistemidir.
· Windows Server 2003’ün tüm sürümleri, en fazla 32 Node’dan oluşan bir NLB Cluster destekler. · Enterprise ve Datacenter Edition, en fazla 8 Node’lu bir CLB cluster destekler. · Enterprise ve Datacenter Edition, en fazla 8 Node’lu bir MSCS cluster destekler. İşlemci ya da RAM ekleyerek ölçek artırılmak isteniyor ise · Standart Edition, en fazla 4 işlemci ile 32bit sistemlerde 4gb RAM ve 64bit sitemlerde 32gb RAM destekler · Enterprise Edition, en fazla 8 işlemci ile 32bit sistemlerde 32gb RAM ve 64bit sitemlerde 64gb RAM destekler · Datacenter Edition, en fazla 128 işlemci ile 32bit sistemlerde 64gb RAM ve 64bit sitemlerde 512gb RAM destekler
Ölçeklenebilirlik gereksinimleri belirlenirken kuruluşun “live” sitemdeki ve piyasadaki ileriye dönük gereksinimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Doğru Windows sürümü ile uygun ölçeklenebilirlik sağlanabilir. Buna ek olarak, işlemciler ve bellek (RAM), sunucuların çalıştıracağı uygulama ve hizmetlerin yanı sıra, eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek kullanıcı bağlantı sayısına uygun olarak boyutlandırılmalıdır. Eş zamanlı kullanıcı sayısı özellikle WebFarm senaryosunda dikkat edilmesi gereken önemli bir noktadır.
Bir sonraki bölümde NLB hakkında genel açıklamalar ile WebFarm senaryosu için yapılandırılmasını ve uygulanmasını anlatacağım.

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

Microsoft Türkiye Bulut Etkinlikleri

27 cak 2012 Cuma günü Microsoft Türkiye ofisinde gerçekleştirilecek olan Microsoft Türkiye Bulut Etkinlikleri’nin 1. seminerine ilişkin Microsoft’un yaptığı resmi duyuruyu, kayıt linklerini ve etkinlik programını aşağıda inceleyebilirsiniz.


Doğrudan kayıt linki: https://msevents.microsoft.com/CUI/EventDetail.aspx?EventID=1032503936&culture=tr-TR

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

System Center Virtual Machine Manager 2012

System Center Virtual Machine Manager’ın henüz geliştirme aşamasındaki sürümü olan SCVMM 2012, SCVMM 2008 R2 üzerine bir çok yeni özellik içerecektir. SCVMM 2012 özellikle CrossPlatform diğer bir söylenişle Microsoft harici, VMware ve Citrix gibi ortamların birbirine entegre olduğu senaryolarda çalışabilme özellikleri ayrıca Cloud (Bulut Bilişim) platformlarına sunduğu destekle ön plana çıkmaktadır.

SCVMM 2012 kurulum ve yönetim anlamındaki bi çok noktada SCVMM 2008 R2 ile benzerlik gösterir. SCVMM 2012, Windows Server 2008 R2 üzerinde yapılandırılabilir. SCVMM 2012 kurulabilmesi için alt yapı olarak Powershell 2.0, .Net Framework 3.5.1 komponentlerine gereksinim vardır.

Gerekli alt yapı uygulamaların kurulumları tamamlandıktan sonra SCVMM 2012’nin kurulumuna geçilebilir. SCVMM 2012’nin kuruluma başlangıç arayüzü aşağıdaki ekran görüntüsünde görüldüğü gibidir. Bu arayüzde SCVMM komponentlerinden hangilerinin kurulacağı belirlenir.

System Center Virtual Machine Manager 2012 uygulamasının yapılandırılabilmesi ve alt yapısındaki VMM Server yapısının çalışması için SQL Server’a gereksinim vardır. Yapılandırılacak SQL Server versiyonu SQL 2005 SP3 ve daha üstü olmalıdır.

System Center Virtual Machine Manager 2012 uygulamasının yönetim konsolunun yapısında üç temel görünüm modu bulunur. Bu modlar Overview, Fabric Resources ve Compliance’dır. Overview modunda grafikler ve diyagramlarla seçilen objeye ilişkin detaylar verilir. Fabric Resources görünümü asıl anlamda yapılandırmaların gerçekleştirileceği görünüm tipidir. Compliance ise objeler ve komponentler üzerinde gerçekleştirilen yapılandırmaların Microsoft kriterlerine uygun şekilde yapılandırılıp yapılandırılmadığının aktif olarak gözlemlenebileceği görünüp tipidir.

Fabric objeleri içerisine aşağıda görüleceği gibi Microsoft Hyper-V, VMware ESX ve Citrix XenServer mimarisindeki sanallaştırma platformları entegre edilerek bu platformların SCVMM 2012 ile yönetimi sağlanır.

SCVMM 2012 yapısında da gerçekleştirilen tüm işlemler Jobs arayüzüde liste halinde sıralanır ve başarı durumları görüntülenir.

SCVMM 2012 içerisie eklenen Hyper-V yapısındaki sanal makineler aşağıda görüleceği gibi listelenir. Bu sanal makinelerin ve sanal makineleri taşıyan sanallaştırma platformlarının yönetimi SCVMM arayüzünden rahatlıkla yapılabilir. Ayrıca sanallaştırma platformları ve sanal makinelere ilişkin donanımsal ve yazılımsal özellikler merkezi olarak takip edilebilir.

SCVMM 2012 mimarisi içerisinne dahil edilmiş host’lar üzerine yapılandırılan sanal makinelerin network bağlantılarının durumu ve public network’lere çıkış bağlantıları diyagramatik olarak incelenebilir.

Sanal makinelerin Cloud yapılarına bağlantılarının olup olmadığı da VM Connection görünümü ile Network Diagram arayüzünden incelenebilir.

System Center Virtual Machine Manager 2012 yapısında bir sanal makineye hep RDP hem de standart console bağlantısı ile erişilebilir. Bu erişimi sağlamak için VMM Administration Console yapısındaki Connect or View seçeneği kullanılır. Aşağıdaki ekran görüntüsünde SCVMM yapısındaki bir sanal makinenin Console görünümü incelenebilir.

SCVMM 2012 yapısında yeni sanal makineler yine sanal maki şablolarından (VM Templates) oluşturulabilir. Yeni sanal makineler oluşturulurken donanım profilleri (hardware profiles), işletim sistemi profilleri (Guest OS Profiles) kullanılır. SCVMM 2012 yapısında bu profil yapılandırmalarında da önemli ve yeni ayrıntılar eklenmiştir. Bunlara örnek olarak aşağıda da görülen RemoteFX özellikli video adaptörleri verilebilir.

İşletim sistemi profilleri yapılandırılırken kurulacak işletim sistemine göre farketmekle beraber Windows Server ürünleri kurulurken Roles ve Features komponentlerinin otomatik yapılandırılması sağlanabilir.

SCVMM 2012 yapısında sanal makineler yapılandırılacağında SCVMM 2008 R2 yapısındaki seçeneklere ek olarak “Place the virtual machine on a cloud” seçeneği mevcuttur. Bu seçenek ile beraber Private Cloud yapılarına sanal makine provizyonu gerçekleştirilebilir.

Tüm bu yapılandırma seçeneklerine ek olarak SCVMM 2012 yapısında Service Template Designer arayüzü ile beraber sanallaştırılacak sistemler önceden tasarlanabilir. Bu arayüz ile network bağlantıları yapılandırılabilir, Load Balancer ürünleri ve sanal switch’ler sisteme eklenebilir.

SCVMM 2012 yapısında sanal makineler ve sanallaştırma platformlarının ötesinde network cihazları ve depolama ürünlerinin de merkezi yönetimi yapılabilir. Aşağıda görüldüğü gibi SCVMM arayüzüne depolama ürünü eklenbilir, yeni disk alanları oluşturulabilir.

System Center Virtual Machine Manager 2012 sanallaştırma yönetim platformu ile sanallaştırma platformlarında ve tüm sistemde kullanılan kaynak miktarı grafiksel verilerle incelenebilir. SCVMM 2012 mimarisine ilişkin daha detaylı bilgi için Microsoft üzerinden aşağıdaki linkteki web semineri kaydı izlenebilir:

https://msevents.microsoft.com/CUI/WebCastEventDetails.aspx?EventID=1032484736&EventCategory=5&culture=tr-TR&CountryCode=TR

Herkese İyi Çalışmalar. Sanallaştırma dolu günler.

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

Microsoft Sertifikasyon Sınavları

Microsoft sistem yönetimi teknolojilerine ait en çok aranan sertifikasyon ve unvanlara ait sınav tablosunu aşağıda inceleyebilirsiniz.

 

MCITP:   Enterprise Administrator certification 70-640 TS:   Windows Server 2008 Active Directory, Configuring
70-642 TS:   Windows Server 2008 Network Infrastructure, Configuring
70-643 TS:   Windows Server 2008 Applications Infrastructure, Configuring
70-680 TS:   Windows 7, Configuring
70-647 PRO:   Windows Server 2008, Enterprise Administrator
 ____ ____ ____
MCITP:   Server Administrator certification 70-640 TS:   Windows Server 2008 Active Directory, Configuring
70-642 TS:   Windows Server 2008 Network Infrastructure, Configuring
70-646 PRO:   Windows Server 2008, Server Administrator
 ____   ____   ____
MCITP:   Enterprise Support Technician certification 70-680 TS:   Windows 7, Configuring
70-622 PRO:   Supporting and Troubleshooting Applications on a Windows Vista Client for   Enterprise Support Technicians
  ____   ____   ____
MCITP:   Enterprise Messaging Administrator 70-236 TS:   Exchange Server 2007, Configuring
70-237 PRO:   Designing Messaging Solutions with Microsoft Exchange Server 2007
70-238 PRO:   Deploying Messaging Solutions with Microsoft Exchange Server 2007
  ____   ____   ____
MCSA on   Windows Server 2003 to MCITP: Server Administrator 70-648 TS:   Upgrading Your MCSA on Windows Server 2003 to Windows Server 2008, Technology   Specialist
70-646 PRO:   Windows Server 2008, Server Administrator
  ____   ____   ____
MCSA on   Windows Server 2003 to MCITP: Enterprise Administrator 70-648 TS:   Upgrading Your MCSA on Windows Server 2003 to Windows Server 2008, Technology   Specialist
70-643 TS:   Windows Server 2008 Applications Infrastructure, Configuring
70-680 TS:   Windows 7, Configuring
70-647 PRO:   Windows Server 2008, Enterprise Administrator
  ____   ____   ____
MCSE on   Windows Server 2003 to MCITP: Server Administrator 70-649 TS:   Upgrading Your MCSE on Windows Server 2003 to Windows Server 2008, Technology   Specialist
70-646 PRO:   Windows Server 2008, Server Administrator
  ____   ____   ____
MCSE on   Windows Server 2003 to MCITP: Enterprise Administrator 70-649 TS:   Upgrading Your MCSE on Windows Server 2003 to Windows Server 2008, Technology   Specialist
70-680 TS:   Windows 7, Configuring
70-647 PRO:   Windows Server 2008, Enterprise Administrator
MCP 70-270 Microsoft   Certified Professional
  ____   ____   ____
MCSA 2003 70-290 Microsoft   Certified System Administrator
70-291
70-351
  ____   ____   ____
MCSE 2003 70-293 Microsoft   Certified System Engineer
70-294
70-298

Ahmet TOPRAKÇI | MCT

Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Enterkonnekte Şebekelere Bağlanma Problemleri

Türkiye Coğrafyası Özelinde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Dağılımı ve Bu Kaynakların Ulusal Şebekeye Bağlanmasında Karşılaşılan Sorunların Teknik ve Ekonomik İncelemesi

Bu çalışma içerisinde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına (YEK) dayalı elektrik üretim tesisleri ve birimleri Hidrolik / Hidroelektrik tesisler gözardı edilerek, Türkiye coğrafyasındaki yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyeli, bu kaynakların coğrafi olarak dağılımı ve yoğunlaşma bölgeleri incelenmiştir. Ayrıca bu kaynakların ulusal şebekeye bağlanması aşamasındaki zorluklar, teknik ve ekonomik açıdan ele alınmıştır.

Çalışma içerisinde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının coğrafi dağılımı, Dağıtık Şebeke Sistemleri ve Akıllı Şebeke Teknoloji temel nokta olarak incelenmiştir.

Şebekeye Bağlanma Problemlerinin Teknik ve Ekonomik İncelemesi

Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten tesislerin şebeke bağlanmasında bir çok sorun meydana gelebilmektedir. Bu durumun başlıca sebebi 19. Yüzyılın sonunda Tesla tarafından ortaya konulan AC dağıtım sistemlerinin neredeyse değiştirilmeden 130 yıldır halen aktif olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Teknolojinin hızla değiştiği göz önünde bulundurulduğunda Tesla’nın ortaya koyduğu yöntemlerin bu kadar uzun süredir kullanılır olması hayranlık uyandırıcı olsa da Yenilenebilir Enerji konusu gündeme geldiğinde daha farklı iletim sistemlerinden söz etmek gerekir. Bu çalışmanın içerisinde bu konuda çözüm olarak düşündüğüm ve birbirini tamamlayan iki sistem olan Dağıtık Şebeke Sistemleri ve Akıllı Şebeke teknolojilerinden bahsetmeyi uygun buluyorum.

Dağıtık Şebeke Sistemleri

Ülkemizde tüketilen enerjinin yüzde 70 ‘i dış kaynaklı olup, dışa bağımlılığımız  her geçen gün daha da artmaktadır. Dünya elektrik üretiminde doğal gazın payı yüzde 20 civarında iken bizde bu oran yüzde 45 civarındadır.

Oysa ki; elektrik enerjisi üretiminde kullanılabilecek kömür, petrol, doğalgaz, jeotermal, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve hidroelektrik yönünden ülkemizin büyük bir potansiyeli mevcuttur.

9 milyar tonun üzerinde linyit ve 1 milyar tonun üzerinde taşkömürü rezervimizin olduğu bilinmektedir. Özellikle linyit kömürünün gazlaştırılması yoluyla elektrik enerjisi üretiminde kullanılması halinde önemli miktarda enerji üretimi sağlanması mümkündür.

Bunun yanında Türkiye, 32.500 megavat’lık jeotermal enerji potansiyeli ile Avrupa’da birinci sırada yer almaktadır.

Ayrıca, elektrik enerjisi üretiminde kullanılan yerli kaynaklar arasında hidroelektrik potansiyelimiz çok önemli yer tutmaktadır.

Dağıtılmış Enerji Sistemlerinin Kullanım Amaçları

  • Elektrik piyasasını serbestleştirme,
  • Çevresel faktörler,
  • Güç kaynağının güvenilirliğini ve güç kalitesini arttırmak,
  • Isınma ve elektrik üretimini birleştirmek,
  • Elektriğin maliyetini azaltmak

Dağıtılmış Enerji Sistem Teknolojileri temel olarak;

  • İletim hattı ve transformatör kayıplarını azaltırlar
  • Çevresel etkileri azaltırlar
  • Elektrik iletim ve dağıtım karışıklığını ortadan kaldırırlar
  • Sistem güvenilirliğini arttırırlar
  • Güç kalitesini düzeltirler
  • Yedek güç üretimi sağlarlar

Detay olarak incelendiğinde ise Dağıtık elektrik üretimi, sistem genelinde bakıldığına aşağıdaki faydaları sağlamaktadır:

–        Enerji verimliliği Dağıtık elektrik üretimi, geleneksel sistemdeki kayıplara neden olmaz. Özellikle uzun iletim hatlarındaki kayıplar, puant güç talebinde oluşan daha yüksek kayıplar ve üretim sırasında atık halde bırakılan ısı enerjisi, dağıtık elektrik üretiminde yoktur.

–        Yakıt çeşitliliği Sadece fosil yakıt kaynaklarına ve uranyum gibi yakıtlara bağımlı olan merkezi üretim sistemine göre dağıtık elektrik üretim sistemleri çok daha çeşitli enerji kaynağı ile işletilebilirler. Bunların arasında yine doğalgaz gibi fosil yakıtlarına ilave olarak güneş, rüzgâr, tarımsal atıklar, evsel organik atıklar, jeotermal kaynaklar sayılabilir.

–        Tüketicilerin risklere karşı korunması  Serbest elektrik piyasalarında meydana gelen fiyat değişimleri ve speskülasyonlara karşı, kendi elektrik ihtiyaçları için dağıtık elektrik üretimi kullanan tüketiciler, bunu kullandıkları ölçüde bu risklere karşı korunurlar.

–        Esneklik  Dağıtık üretim sistemleri küçük ve kurulumları son derece hızlı oldukları için, serbest piyasalarda ortaya çıkan fiyat artışlarından kolaylıkla faydalanabilirler. Yerleşim yerlerinde yoğunluğun artması sonucu veya puant tüketimin artış göstermesi sonucu ortaya çıkacak marjinal elektrik ihtiyacı artışının karşılanması, ölçeklenebilir dağıtık üretim sistemleri ile kolay ve ucuz bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca planlama ve inşaaları 5 ile 10 sene arasında yer alan merkezi güç santrallerindeki ilave risk maliyetleri ile dağıtık üretim sistemlerinde karşılaşılmaz.

–        Karbon salımlarının azaltılması Dağıtık elektrik üretiminde, birim enerji başına ortaya çıkan karbon salımı, doğalgaza dayalı kojenerasyonda geleneksel sistemlere göre daha az (yeni kömür bazlı termik santrallere göre % 40 daha az), fotovoltaik enerji gibi yenilenebilir enerjilerde sıfırdır.

–        Yöresel kalkınma Çoğu dağıtık elektrik sistemi, yakın civarda mevcut bulunan yakıt kaynaklarını kullanır (ör. Biyo-kütle, belediye atıkları). İlaveten dağıtık elektrik sistemlerinin kurulumunda yörede yeni işler yaratılır (ör. Binalarda fotovoltaik panel montajı), daha sürdürülebilir bir kalkınma sağlanır.

–        Sinerjiler  Dağıtık elektrik üretim sistemleri birçok alanda sinerji yaratırlar. Güneş enerji sistemlerinin binalarda kullanılması sonucunda geleneksel yapı malzemelerinin yerine fotovoltaik paneller geçerler. Organik atıklardan elektrik üretimi sonucunda ortaya çıkan atık çok değerli bir tarımsal gübredir. Kojenerasyon ile ortaya çıkan ısı enerjisi, bina ısıtılmasında; CO2 ise seralarda kullanılabilir.

–        İlave şebeke yatırımlarına gerek duyulmaması  Hem gelişmiş ülkelerde, hem gelişmekte olan ülkelerde iletim ve dağıtım şebekeleri elektrik talebine karşı yetersiz kalmakta ve yüksek maliyetli yeni yatırımların yapılmaları gerekmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı, dağıtık elektrik üretimi sayesinde iletim şebekelerinde gerekli olmaktan çıkacak yatırımın büyüklüğünü 130 milyar Dolar olarak tahmin etmektedir. Dağıtık elektrik üretim sistemleri ile bu yeni yatırımlara gerek kalmaz.

–        Arz sürekliliği Merkezi sistemlerde dağıtım şebekesinde oluşan arızalar, yüksek sayıda tüketicinin karanlıkta kalmasına yol açarlar. Dağıtık elektrik üretiminde ise, arızalanan bir sistem çok daha az sayıda tüketiciyi etkiler. Ayrıca akıllı şebeke yönetimi sayesinde, sistem arızasında bile diğer sistemlerin yönlendirilerek tüketiciye elektrik enerjisi sağlanması mümkündür.

–        Arz güvenliği  Merkezi dağıtım ve iletim sistemlerinin arızalanma olasılıkları, üretim sistemlerine göre 10 ila 30 kat daha fazladır. Tüketiciler tarafından ihtiyaç duyulan güvenlik ve güç kalitesini yakalamak, merkezi dağıtım ve iletim sistemlerinde çok yüksek maliyetli yatırımlar gerektirir. Buna karşılık, dağıtık elektrik üretiminde istenen her güvenlik düzeyinin yakalanması için düşük marjinal maliyetli çözümler mevcuttur (en güzel örnek, ABD’de sivil havacılık navigasyon istasyonlarında şebeke yerine fotovoltaik sistemlerin arz güvenliği için tercih edilmesi).

–        Sistem genelinde arz ve talebin daha dengeli buluşması  Çok sayıda talep noktasına karşılık az sayıda arz noktasının olduğu merkezi sistemlere karşılık, dağıtık elektrik üretiminde çok sayıda arz noktası vardır. Bu, talep çeşitliliğinin daha uygun bir şekilde karşılanmasını ve merkezi sistemlere göre daha düşük kapasitede kurulu güce izin verir. Yine akıllı şebeke yönetimi sayesinde, talep noktalarının ihtiyaç duyulduğunda arz noktaları olarak vazife görmeleri mümkündür.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla yararlanabilmek için önemli olan dağıtık üretim sistemi içerisinde ülkemizde, büyük ölçüde doğalgaz ve fueloil yakıtlı santrallar yer almaktadır.  2006 yılı sonun itibariyle ülkemiz enerji üretiminin yalnızca yüzde 8.9′ luk bir  kısmı dağıtık üretim tesislerinde üretilmektedir. Ülkemiz dağıtık üretim tesislerinin toplam kurulu gücünün yüzde   4′ ü doğalgaz, yüzde 2,2’si fueloil, yüzde 1,5’i nehir tipi üretim tesisleri, yüzde 0,9’u kömür kaynaklı üretim tesisleri ve yüzde 0,1’i  bioenerji, jeotermal ve rüzgar  enerjisi olarak sıralanmaktadır. Ülkemizde halen 2.885 megavat kurulu güçte dağıtık üretim tesisi işletmede bulunmaktadır.

Türkiye’de bugüne kadar 187 adet jeotermal saha keşfi yapılarak 4.000 megavatt (megavat termal) ısı enerjisi kullanılabilir hale getirilmiştir. Bu rakam jeotermal potansiyelimizin yaklaşık  yüzde 10’una tekabül etmektedir. Jeotermal enerji doğalgaz ve petrolün alternatifi olabilecek bir enerji konumunda görülmektedir. Jeotermal enerjimizin şu anda 1,5 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğü vardır. Devlet tarafından gerekli yatırımlar yapılarak mevcut potansiyelimiz harekete geçirilirse  enerjisi açığımızın önemli bir kısmı bu  kaynaklarla karşılanmış olacaktır.

Dağıtık üretim tesisleri bağlanacağı dağıtım hattında gerilim düşümü, güç kaybı, arıza olasılığı gibi konularda teknik kapasite açısından sorun olmayacak şekilde ve  can ve mal güvenliği için gerekli tedbirler alınarak devreye alınmalıdırlar.

Ayrıca, bölgelerin coğrafi yapıları, iklimsel özellikleri, doğal çevre faktörleri , sosyo-ekonomik farklılıkları dikkate alınarak dağıtık üretim tesislerinin planlanması yapılmalıdır. Bazı bölgelerde kömür, rüzgar, jeotermal ve  su  enerjisine veya bunlardan birkaçına dayalı üretime yer verilmesi gerekecektir. Bu üretimlerin yıllık, mevsimlik veya anlık özellikleri dikkate alınarak, sunulan enerjinin sürekliliğini sağlayacak şekilde yedek kapasite ile birlikte iletim ve dağıtım şebekesine yapılacak yatırımların irdelenmesi sistem güvenliği açısından zorunluluktur.

Akıllı Şebekeler (Smart Grid)

Ülkemizdeki enerji iletim sisteminde Keban, Atatürk ve Karakaya barajlarında üretilen enerji uzun iletim hatları ve bu hatları elektriksel olarak kısaltan seri kapasitörlerin yardımıyla gücü doğudan batıya taşımaktaydı. Yakın geçmişte batıda kurulan doğalgaz santalleri ile bu iletimin seviyesi oldukça azalmıştır. Bu tür değişimler, iletim ve dağıtım sisteminin, farklılaşan yük bölgelerine ve eklenen üretim birimlerine göre esnek yapıda ve uyumlu olmasını gerektirmektedir. Bu noktada bir diğer önemli öge olarak Akıllı Şebeke sistemleri devreye girmektedir Aşağıdaki şekilde standart elektirk altyapısı üzerine iletişim katmanının eklenmesiyle oluşan Akıllı Şebeke Sistemi incelenebilir:

Bugünkü kullandığımız iletim yapısı 130 yıl önce dizayn edildiğinden, güç eksikliklerini hissetmemek, karanlıkta kalmamak, güvenilirlik ve verimin arttırılması için şebeke “upgrade” edilmelidir. Şebeke modern, güncel ve akıllı bir yapıda olmalıdır. Sürdürülebilir enerji kaynağı için yenilenebilir enerji kaçınılmazdır. Diğer hiçbir tür enerji kaynağı sürdürülebilir yapıda değildir. Ancak rüzgar, güneş, dalga ve termal enerji gibi yenilenebilir kaynaklar, dünya varolduğu sürece varolmaya devam edecektir. Asıl sorulması gereken soru ise, sürdürülebilir enerji amaçlarımıza ne kadar ulaşabildiğimizdir ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olmamaya kimin gücünün yetebileceğidir.

Yakın gelecekte yenilenebilir enerji kaynaklarının global kullanımı çok hızlı gerçekleşmeyecektir ancak iletim ve dağıtım sistemlerinin bunlara hazır olması akıllı şebekeler yoluyla olacaktır. Mevcut şebekelerin akıllı hale getirilmesinin bir çok faydası bulunmaktadır. Kyoto protokülüne bağlı olarak CO2 emisyonlarının sera etkisi oldukça çarpıcı bir biçimde ifade edilmektedir.

Akıllı Şebeke Bileşenleri

Akıllı Uygulamalar: Önceden belirlenmiş kullanıcı tercihlerine bağlı olarak gücün ne zaman tüketileceğini belirler. Bu da elektrik üretimi ve emisyonlar üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahip olan tepe (peak) yüklerini indirger. Üretimdeki en önemli maliyetlerden biri bu tepe yükleri karşılarken oluşur, devreye girip çıkan ek santraller söz konusudur. Önceki test verileri, elektrik kullanımı ve bu kullanım bilgisinin kullanıcıya verilmesiyle, tepe yüklerde %25 oranında tasarruf sağlandığını göstermiştir.

Akıllı sayaçlar: Akıllı sayaçlar, tüketici ve gücü sağlayan kuruluş arasında iki yönlü iletişimi sağlar ve ödeme verilerinin toplanmasını, güç kesintilerinin belirlenmesini ve tamircilerinin hızlı bir şekilde doğru lokasyona yönlendirilmesine imkan verir. Mevcut şebekelerde arızalar tüketicilerin telefonu yoluyla belirlenip, ekiplerin yönlendirilmesi sağlanmaktadır. Bu da 1-2 saat gecikmeye neden olabilmektedir.

Bütünleştirilmiş haberleşme: Veri toplama (SCADA-Supervisory Control and Data Acquisition), koruma ve kontrol konseptleri, bütünleştirilmiş bir sistemde kullanıcının akıllı elektronik cihazlar ile etkileşimini sağlar.

Hissetme ve Ölçme: Şebekenin sağlıklı olduğunu ve bütünlüğünü koruduğunu tanımlayacak verileri toplar. Akıllı bir şebekede, şebekenin sağlığı, kritik noktalar anlık olarak yansır. Hattın sıcaklığı, yüklenme seviyesi, rüzgar hızı, yerden uzaklığı (yüklendikçe azalır) izlenebilecektir. Otomatik okumayı, online enerji maliyetinin bilinmesini ve enerji hırsızlığını engeller. Şebekedeki kaçak oranları düşünüldüğünde böyle bir yapıya sahip olunmasının önemi daha iyi görülür. Çünkü üretimi, iletimi, tüketimi ve kayıpları bilen bir yapı kaçakları kolaylıkla hesaplayabilecektir.

Akıllı istasyonlar: Güç faktörü performansı, kesici, trafo ve akü durumunun izlenmesi, kritik ve kritik olmayan işlem kontrolünü sağlar.

Akıllı Dağıtım: Kendi kedini iyileştiren, dengeleyici ve optimize edici yapıdadır. Otomatik izleme ve analiz etme özelliği ile hava durumu ve enerjisiz kalma geçmişine bağlı olarak arızaları tahmin edebilecek yapıya sahip sistemlerdir.

Akıllı Üretim: Şebekenin birçok noktasından alınan geri beslemeler ile, enerji üretiminin optimize edilmesi, gerilimin, frekansın ve güç faktörünün otomatik olarak ayarlanabilmesi için öğrenme özelliğine sahip güç üretimini tanımlamaktadır.

İleri kontrol metotları: Şebekenin durumunu analiz ederek tanımlayan ve tahmin eden cihazlar ve algoritmalar topluluğunu ifade etmektedir. Otomatik olarak düzeltici önlemler alarak enerji kesintilerini ve güç kalitesi problemlerini engeller ya da etkilerini azaltır.

Sistemde Denge

Elektrik şebekelerinin en büyük zorluğu anahtarı açtığınızda operatörlerin talep ettiğini gücü vermek zorunda olmalarıdır. Bu her an her dakika yaşanır.  Akıllı şebeke kendini hızla iyileştirebilen, daha güvenilir ve daha esnek bir yapıya sahip olmalıdır. İşletme güvenliği de unutulmamalıdır. Rüzgarın esmediği ve güneşin parlamadığı durumda fosil kaynaklı üretimler tüketimi karşılamak zorundadır. Denge çok önemlidir. Hava çok sıcaksa fotovoltaikler yağmur ve rüzgarlı ise rüzgar türbinleri çalışacaktır. Önemli olan güç eğrisini pürüzsüz bir şekle getirmektir. Akıllı şebekelerde bu dengeleme gerçek zamanlı dinamik olarak yapılabilmektedir. Akıllı sistemlerde hem dağıtılmış üretime hem de depolamaya ihtiyaç vardır. Önemli olan bu üretimin farklı yenilenebilir enerji türleri ile tek bir kaynağa bağlı olmadan sağlanabilmesidir.

Koruma Koordinasyonu ve Haberleşme

Yenilenebilir enerji kaynaklarının ve akıllı sayaçların ilavesi ile değişebilecek diğer bir yapı da mevcut güç akış yönleridir. Dağıtılmış üretim, sistem korumasında kaynak tarafını değiştirebileceğinden, koruma filozofisi ve koordinasyonunun detaylı incelenerek revize edilmesi gerekmektedir. Bu da koruma ve koordinasyon mühendislerinin kendini yeniden revize etmesini gerektirir.

Yenilenebilir enerji kaynakları ilavesinde karşılaşılabilecek durumlardan bazıları şu şekilde özetlenebilir;

•Güç akışının yönü değişebildiğinden, trafo kademe değiştiricilerinin çift yönlü kontrolünün gerekliliği,

•Artan arıza akımları sonucu arıza yolunda oluşabilecek yanlış açmalar. Sigorta-kesici kombinasyonlarında sigortayı koruyacak koordinasyonun bozulması.

•Trafo bağlantı gruplarına göre adalaşan bir yenilenebilir üretim bölgesinde, işletme toprağından yoksun bir çalışmada oluşabilecek arızalar ve bu arızalarda meydana gelecek gerilim yükselmeleri ve etkilenebilecek sistem elemanları

Standart Şebekeler ile Akıllık Şebekelerin Karşılaştırılması

 Elektrik Ekonomisi ve Çevre Açısından Sonuç

Kalkınmakta ve nüfusu hızla artan bir ülke olan Türkiye’nin, daha büyük bir hızla, elektrik tüketimi artmaktadır. Bu yüzden tıpkı kalkınmakta olan diğer ülkeler gibi Türkiye’nin de yeterli elektrik enerjisine şiddetle ihtiyacı vardır. Özellikle sanayinin devamını sağlamak için; ucuz enerjiye ihtiyaç vardır. Çünkü enerji maliyeti toplam maliyet içinde büyük bir yer tutar. Birçok sanayi kuruluşu ve organize sanayi bölgesi, maliyetleri düşürmek için kendi mobil dizel santrallerini kurmuşlardır. Fakat çözüm çevreyi kirleten bu eski teknolojide değildir. Bunların yerine ucuz, bol ve temiz olan yenilenebilir ve sürekliliği bulunan kaynaklarından oluşan dağıtılmış enerji sistemlerine gerek vardır. Dağıtılmış Enerji Sistemleri küçük ölçekli güç üretim teknolojilerinin kullanımı ile şebekenin dağıtım tarafına veya yüklere yakın yerlere yerleştirilerek hizmet veren ve yeni elektrik üretim modellerini kapsayan bir enerji üretim teknolojisidir. Rüzgar, güneş, jeotermal, su, biyokütle, okyanus, içten yanmalı motorlar/jeneratörler, mikrotürbinler ve kimyasal (yakıt pilleri) gibi kaynaklardan elde edilen alternatif enerji türleri DES kapsamında incelenmektedirler. Dağıtılmış Enerji Sistemlerinin sistem kayıplarını azaltma, çevre kirliliğinin etkilerini azaltma, sistem güvenilirliğini arttırma ve enerjiye ödenen para miktarını azaltma gibi faydaları bulunmaktadır. Bu derleme çalışmasında sırasıyla rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle, okyanus ve hidrojen enerjilerinden bahsedilmiştir. Bu enerji türlerinden Türkiye’de elektrik üretiminde en çok kullanılanı rüzgar enerjisidir. İkinci olarak jeotermal enerji gelmektedir. Güneş enerjisinin Türkiye’deki kullanımı toplam 1 MW’tır. Türkiye’de dalga enerjisi üretimi ilk olarak TEMSAN ve BOREN işbirliği ile Karadeniz’de 5 kWh’lik kapasite ile bir santral kurulmuştur. Hidrojen enerjisi için ise akademik ve endüstriyel olarak araştırma ve geliştirme aşamasında olduğu söylenebilir. Yenilenebilir ve sürekliliği olan enerji türlerinin kullanılabilmesi için maliyet indirimi ve şebeke arayüz sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Ek olarak ülkemizdeki mevcut elektrik şebekesi 2000 li yılların başından bu yana yenilenmektedir. Ancak geleceğin elektrik şebekesi konusunda her dağıtım şirketi ayrı ayrı çalışmakta, sistemin tamamını  edefleyen bir çalışma olmamaktadır. Ülkemizde smart grid uygulamalarının tamamını uygulayabilecek bir dağıtım şirketi bölgesi bulunmamaktadır. Elektrik dağıtım sektöründe hızla gerçekleşen özelleşmenin yanında üniversitelerin bu konuya eğilmesi, bütün elektrik şebekesi teçhizatları üreten firmalarla, dağıtım şirketlerinin ve elektrik üretim firmalarının ortaklığında örnek bir dağıtım şebekesi uygulaması yapılması, elde edilen sonuçların  her dağıtım şirketlerinde aynı standartta uygulanması gerekmektedir.

Türkiye Elektrik Üretim Tesisleri Haritası

Rüzgar ile Elektrik Enerjisi Üretim Haritası (Türbinler / Tesisler)

Jeotermal Kaynaklar ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesisleri

Güneş Enerjisi Potansiyel Üretim Haritası

Biyodizel Dağılım Potansiyel Haritası

Kaynaklar

1-      GELECEĞİN ELEKTRİK DAĞITIM ŞEBEKESİ SMART GRID –
Fırat Üniversitesi | Kürşat TANRIÖVEN, Serdal YARARBAŞ, Hadi CENGİZ Makalesi

2-      Yeni Enerji Dergisi | Mayıs-Haziran 2011 | Dağıtık Elektrik Üretimi ve Faydaları

3-      Dağ­t­lm­ş Enerji Sistemlerine (DES) Genel Bir Bak­ş Ve Türkiye’deki Potansiyel Durumu
Niğde Üniversitesi | Ayetül Gelen, Tankut Yalçınöz Makalesi

4-      http://www.akillisebekeler.com/akilli-sebekelerde-ilk-adimlar/

5-      http://www.gunese.org/menu_detay.asp?id=239

6-      http://www.dektmk.org.tr/pdf/enerji_kongresi_11/39.pdf

7-      http://enerjivadisi.com/n.php?n=elektrik-yonetiminde-devrim-akilli-sebekeler-2010-02-08

8-      http://www.enerjik.com.tr

9-      General Elektrik Sunumları

10-   Yıldız Teknik Üniversitesi Dağıtık Elektrik Üretimi Sunumları

Ahmet TOPRAKÇI